22 Temmuz 2010 Perşembe

The Expendables



Salt aksiyon filmi..Piyasadaki bütün aksiyon oyuncularını toplamışlar ve bu filmi yapmışlar.Zira film kadrosunda Sylvester Stallone,Jason Statham,Jet Li,Dolph Lundgren,Mickey Rourke,Arnold Schwarzenegger,Bruce Willis bulunuyor.Ama bir filmin güzel olabilmesi için oyuncular yeterli midir?

Hayır.Bu yüzden de bu bekleneni veremeyecek gibime geliyor.Film oyuncu kadrosu nedeniyle kendine güveniyor ama bir de filmde elle tutulur 2 oyuncu var.Bruce Willis ve Mickey Rourke.Onlarda filmde çok kısa süre yer alıyorlar.Diğer oyuncuların çoğunun zamanı geçmiş, diğerleri de 2.sınıf aksiyon filmlerinde oynamış olan aktörler.



Fragmandan gördüğümüz kadarıyla filmin başrolleri Sylvester Stallone ve Jason Statham'de olacak.İkisini de pek sevmem.Jason'dan Guy Ritchie filmleri nedeniyle bir ara hoşlanır gibiydim de son zamanlarda yaptığı fiyasko filmlerle hoşlantım uçtu gitti.Tabi bu filmi zevkle izleyecek çok kişi var fakat benim gibi filmden bir senaryo,yönetmenlik isteyen kişiler için sadece bir aksiyon filmi olmaktan uzağa gitmeyecektir.Ayrıca filmde büyük bir Amerikan propagandası olacak gibi..

Konusu;

The Expendables'de, bir Güney Amerika ülkesinin kural tanımaz diktatörünü yıkmak ve diktatörlük rejimini sona erdirmek için ülkeye gizlice sızan bir grup paralı askerin hikayesi anlatılıyor...

Yeni görevleri nedeniyle ülkeye gizlice giriş yapan özel birlik kısa sürede hiçbir şeyin kendilerine anlatıldığı gibi olmadığını fark eder. Akabinde ekip kendini büyük bir yanılsama ve ihanet içinde bulur. Olaylar kontrolden çıkmaya başladığında ve masum hayatlar tehlike altına girdiğinde bu ekip çok daha büyük bir düşmana karşı mücadele etmeye başlar. Bu kardeşler takımını yok etmek adına onları bu görevin içine sokmuş olan ve geleceklerini tehdit eden kişiye karşı..



Film tüm dünyada 13 Ağustos 2010 tarihinde gösterime giriyor.Aksiyon filmlerini sevenler bu filmi kaçırmamalı, çünkü filmin her karesinden aksiyon akıyor.

Ayrıca bu kadroya Chuck Norris çok yakışırdı!

20 Temmuz 2010 Salı

INCEPTION GELİYOR!



Hemde ne geliş,gümbür gümbür geliyor.Amerika'da gösterime girdi ve çok büyük övgüler aldı.Boxoffice Magazine,Variety,Empire,New York Post,Time,New York Daily News'de çalışan eleştirmenlerden 100 üzerinden 100 aldı.Ek olarak IMDB(Internet Movie Database) TOP 250 LIST'e(Üyelerin oylarıyla belirlenmiş en iyi 250 film listesi) 3.sıradan 9.4/10(sıralamada 9.1) puanla giriş yaptı.



Filmin konusu:Dom Cobb çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye malolmuştur.

Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.
(beyazperde.com)




Filmin konusu çok cezbedici ve heyecanlandırıcı.Yönetmenlikte The Prestige,Memento,Batman Begins,The Dark Knight,Insomnia gibi filmlerden tanıdığımız Christopher Nolan ve arkasında çok sağlam bir kadro olunca insan büyük umutlara kapılıyor tabi.Ülkemizde 30 Temmuz'da gösterime girecek.Sinema salonunun önüne kamp kurmayı planlıyorum.Şunu diyeceğim bu filmi sinemada izleyin,izlettirin!Sinemada izlemeyenler çok şeyler kaçıracaklar.



Ayrıca Leonardo Di Caprio ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum.Kim bilebilirdiki Romeo+Juliet ve Titanicteki o "baby-face" yüzlü kızların sevgilisi olan çocuk büyüyünce en çok aranılan aktör ve Martin Scorsese'nin De-Nirosu olacağını..Bu seneki Oscarlarda En İyi Aktör dalında kendisiyle yarışacak büyük ihtimal..(Shutter Island "Teddy Daniels" ve Inception "Dom Cobb")



Filmin gişe durumuna bakarsak ilk haftasında Amerika'da $62,785,337 Amerika harici ülkelerde $15,600,000 olmak üzere toplam $78,385,337 hasılat yaptı.Yüksek bir rakam fakat ben daha fazlasını beklerdim.New Moon'un $142,839,137 hasılat yaptığını duyunca insan böyle bir filmden 10 katını bekliyor..Şu ana kadar yayınlanan fragmanlar;

Türkçe altyazılı 3.fragman için burdan
Türkçe altyazılı 4.fragman için şurdan

Futbol Terörizmi



Futbol terörizmi yani holiganizm.Ülkemizin de geçmişten beri spor dallarında yaşadığı en büyük sorunlardan biri.

Nedir holiganizm ? Takımına bağlılık mı? Takımını çok sevmek mi? Yoksa gönülden bağlı olmadan şiddet amaçlı sevmek mi?
Cevabı hepimiz biliyoruz ki holiganizm , belirli grup taraftarın kendi egolarını tatmin etmek için takım sevgisini şiddete alet etmektir. Holigan diye adlandırdığımız kişiler maçtan önce içki , uyuşturucu vs. içip sonrasında olay çıkartarak takımlarına olan bağlılıklarını göstermeye çalışırlar. Bana kalırsa tamamen gösteriş amaçlı bir tutumdur.Ve bu insanların tek istedikleri "maçta olay çıksında kavga edip kendimize gelelim." den ibarettir.

Kendi takımımın maçına gittiğim de tribünde takımla hiçbir alakası olmayan , sorsan takımın kiminle maç yaptığını bilmeyen tek amacı kavga çıkarmak olan insanlar görüyorum ve bu beni rahatsız ediyor. Söylemiştim ya bu insanlar sporu sadece kavga , dövüş, küfür gibi görüyorlar ve bunları yaptıklarında tatmin oluyorlar. İçlerinde bir gram bile spora saygı olmayan insanlar bunlar.



Hep merak etmişimdir ve belki aranızda merak edende vardır. Nerden gelir bu holiganizm. Okuduğum bir yazıda holigan sözcüğünün eski ingiliz şarkılarından geldiği yazıyordu. Düğünlerde olay çıkartan , etrafı dağıtıp insanları rahatsız eden aileye deniyormuş.

Holiganlar için sahada en ufak bir kıvılcım büyütülüp büyük yaralara sebep olabiliyor. Hatta bu adamlar bir kıvılcıma bile ihtiyaç
duymadan , gece barlarda içip , ortalığı dağıtıp , çevredeki insanlara rahatsızlık verebiliyorlar.

Bu olaylar futbolla bağdaşmasada malesef futbolundan içinde kara bir leke olarak kalmaya devam ediyor. Tıpkı sağlıklı bir vücuttaki kanserli organ gibi..

Film Tanıtımı #1 Once Upon A Time In America



Bir başyapıt..

İlk tanıtacağım film olarak bu filmi neden seçtiğimi bilmiyorum.Sanırım özel bir yeri olmalı bende.Afişini gördüğümde, usta Ennio Morricone'nin yarattığı o müthiş müziği duyduğumda içimi değişik bir duygu kaplıyor.Bu yüzden elim direk klavyede bu filmin adını yazmış olmalı.


Filmin konusunu, oyuncularını, yönetmenini tanıtmak gerek.Yönetmenlik koltuğunda ünlü İtalyan yönetmen Sergio Leone oturuyor.Tanıyamayanlar için çektiği bazı filmler;The Good, the Bad and the Ugly,For a Few Dollars More,Once Upon a Time in the West..
Oyuncu kadrosunda ise Oscar Ödüllü müthiş aktör Robert De Niro,2 kez Oscar'a aday gösterilmiş aktör James Woods,Oscar ödüllü Joe Pesci ve Elizabeth McGovern bulunuyor.
Filmin konusu ise Amerika'daki içki yasağı döneminde bir yahudi mahallesinde büyüyen bir gangster çetesinin yükselişini ve düşüşünü konu alıyor.



Filmle ilgili spoiler verip izlemeyen arkadaşların tadını kaçırmak istemiyorum.4 saate yakın bir şölen.Müthiş kurgu,harika oyunculuklar,akıcı senaryo,akıllara zarar müzikler..Şöyle bir tabir vardır ya "bunu izlemeyenler ben film izliyorum demesin" bu film için çok geçerli.İzleyen arkadaşların yorumlarını beklerim.

Film ile ilgili bazı notlar;
-Amerika'da yayınlandığı zaman montaja uğrayıp filmin akıcılığı bozulmuştur ve çıktığı dönem Amerika'da yılın en kötü filmlerinden birisi olarak görülmüştür.Aynı dönem Avrupa'da montajsız versiyonu yayınlandığında çok büyük övgüler almıştır.
-Sergio Leone bu filmin yapımı için 10 sene uğraşmıştır.
-The Godfather'ı yönetmesi için önce Sergio Leone'ye başvurulmuştur fakat kendisi Once Upon a Time in America'yı kastederek benim daha iyi bir mafya filmim var diyerek teklifi geri çevirmiştir.
-Filmin orjinal versiyonunun 10 saat olduğuna dair iddaalar vardır.
-Çekim bütçesi $30,000,000'dır.Ve o zamanlar için çok ciddi bir paradır.
Yazımın sonuna gelerek şunu diyorum, kesinlikle izleyin.4 saat olmasına rağmen filme bağlandığınız zaman sıkılmak aklınızın ucuna bile gelmez.

18 Temmuz 2010 Pazar

Blogun Hayırlara Vesile olmasını dilerim.



İki kafadar bilgisayarın başında -bir yerlerimizi- yayarak nasıl para kırabileceğimizi düşünüyorduk.Sonra blog açanların para kırdığını görüp blog açmaya karar verdik ve hemen açtık, şimdi paraların gelmesini bekliyoruz.

Yukarıdaki yazı şakadan ibaretti tabiki.(hah!)Blogu açmamızdaki en önemli sebeplerimizden bir tanesi kendimizi başkalarına duyurmak.Fikirlerimizi başkalarıyla paylaşmak.Tabi bunun içinde düzenli izleyicilere ve yorum yapacak kişilere ihtiyacımız olacak.Bunlarında zamanla olacağına inanıyorum. :)

Çoğunlukla film,dizi,futbol ve müzik hakkında yazacağız.

Neden bu ismi seçtiğimizi başka bir yazıda anlatırız artık iyi akşamlar :))